Kafatasından Cinsiyet Ayrımı

IMG_7912 (1)

1. Nuchal crest erkeklerde belirgin; kadınlarda daha az belirgin

2. Mastoid process kadınlarda daha dar; erkeklerde daha geniş

3. Göz çukurları kadınlarda yuvarlak; erkeklerde dikdörtgensel

4. Glabella erkeklerde belirgin; kadınlarda daha az belirgin

5. Mental eminence kadınlarda daha sivri (bu nedenle mandibula sivri görünümde); erkeklerde geniş ve belirgin (bu nedenler mandibula önden daha dikdörtgensel görünümde)

6. Gonial açı kadınlarda genellikle 90 dereceden fazla; erkeklerde aşağı yukarı 90 derecedir.

Advertisements

Kimliklendirme

Bir bireyin tanınmasına ve diğer insanlardan ayırt edilebilmesine yarayan tüm özelliklerine kimlik; bu özelliklerin ortaya konması faaliyetine ise kimliklendirmedenir.

Kimliklendirme, hem canlıda hem de ölüde yapılabilir.

Kişinin kendiyle ilgili bilgi verecek durumda olmadığı durumlarda Canlı Kimliklendirmesi gerekebilir.

Bu duruma örnek olarak:

  • koma
  • amnezi
  • akıl hastalığı

gibi halleri sıralayabiliriz.

Başlıca gereksinimler ise günümüzde çoklukla miras paylaşımı ve küçük yaşta evlendirme vakalarında karşımıza çıkar.

Ölülerde ise ceset tanınmaz durumda olduğunda kimliklendirme çalışmasına ihtiyaç duyulur.

Bu durum

  • Cesedin parçalanmış olması,
  • Yanması
  • ya da ölüm sonrası değişimlere uğraması

Hallerinde karşımıza çıkmaktadır.

Başlıca gereksinimler; uçak, tren, gemi kazaları ve afetler gibi kitlesel ölümlerin yaşandığı durumlarda karşımıza çıkar.

Bu girizgahın ardından Kimliklendirme işlemini iki temel sahaya ayırabiliriz:

i. Adli kimliklendirme

ii. Tıbbi kimliklendirme

Adli kimlik

En temel ifade şekliyle nüfus cüzdanımızda yazan bilgilerimizdir. Kişinin üzerinden çıkan kimlik niteliginde bir belge ile yapılacak değerlendirme aynı zamanda yakınlarından alınacak yorumlarla çapraz kontrol edildikten sonra tutanağa geçirilir.

Bu işlemde tanık onayı önemlidir.

Tıbbi kimlik

Tüm vücut özelliklerini kapsar.

  • Fiziksel özellikler,
  • Ameliyat/yara izleri,
  • Leke,
  • Dövme,
  • Uzuvlarda eksiklik/fazlalık,
  • Dişler (eksik, protez, dolgu vb)

Gibi özelliklerin tamamı tıbbi kimliklendirmede ayırt edici özellikler olarak değerlendirilir.

O halde Kimliklendirme Yöntemlerini teknik olarak şu şekilde sıralayabiliriz:

i. Tıbbi kimlik özellikleri 

  • fiziksel özellikler
  • leke
  • deformite
  • anomali

ii. Kimlik belgeleri 

  • fotoğraf içeren belgeler

iii. Tanıklık

iv. Giysi incelemesi

v. Özel eşyalar 

  • protez,
  • gözlük,
  • işitme cihazı gibi..

vi. Diş özellikleri

vii. Parmak ve ayak izi

viii. Radyolojik inceleme

ix. İç muayene

x. Fotoğraf karşılaştırması: Merkezi kayıt sisteminde bulunan fotoğraflarla kişinin üzerinden çıkan belgelerden elde edilen fotoğrafların karşılaştırılması

xi. Fasiyal rekonstrüksiyon: Kafatası, yüz ve yumuşak dokunun yeniden oluşturulması

xii. Adli antropolojik çalışmalar: İleri derecede çürümüş ya da iskeletleşmiş cesetlerin kimliklendirilmesi için kullanılan yöntemler

xiii. Kan lekeleri ve DNA çalışmaları: Adli hemogenetik çalışmaların güvenilirliği %99.99’lara kadar ulaşmıştır.

Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!

Adli Antropoloji’de Temel Sorular

Adli Antropoloji ile ilgilenenlerin birçok bilimsel yazıda karşılaştığı belli başlı sorular vardır.. Basit ve herkes tarafindan anlasilir bir dille bu sorular üzerinde kısaca duracağım.

Baslayalim..

Bir arazi ya da bir binanın arka bahçesi gibi bir alan düşünün. Burada kemik parçalari olduğunu düşündüğünüz nesnelerle karşılaştınız.

Sokak hayvanlarına bırakılan kemiklere benzetemediğiniz bu kalıntılar sizde şüphe uyandırdı. Bu şüpheyle eve dönmektense polisi arayıp en azından içiniz rahat etsin istediniz.

Polis bahsedilen alana geldi.

İlk incelemeler yapıldı.

Bu kalıntıların iskelet parçası olduğunu düşünen polis, alanı koruma altına alıp uzmanları çağırdı.

Uzmanlarımız olay yerine geldi ve ilk soruyla başladık:

 

Bulunan bu parçalar gerçekten de kemik mi?

 

Adli Bilim uzmanları tarafından kolaylıkla cevaplanabilir bir soru.. Degil mi?

Parçaların kemik olduğuna emin olunması halinde 2. soruya geçelim:

 

Kalıntılar insana mı ait?

 

Bir Adli Antropolog tarafından kolaylıkla cevaplanabilecek bir soru daha..

Çünkü insan ve hayvan iskeleti anatomik açıdan ayırt edici farklılıklar gösterir. Şekil ve uzunluk bu aşamada önemli etkenlerdir.

Uzmanımız iskelet parçalarının bir insana ait olduğuna karar verdikten sonraki sorumuz şu:

 

Bu kalıntılar bir kişiye mi ait; yoksa birden fazla mı?

 

Bu aşamada iskelet parçalarının sayısına ve boyutlarına göre bir gruplandırma yapılabilir.

Sonuçta ancak DNA analiziyle kaç kişiye ait olduğu kesin olarak belirlenir.

Elimizde bir kişiye ait iskelet kalıntısı olduğunu varsayalım.

Şimdi bu kalıntıları kimliklendirmemiz gerekir:

 

İskelet parçaları bir kadına mı; bir erkeğe mi ait?

 

İskeletten cinsiyet belirlemede morfolojik ve metrik yöntemler kullanılır.

Morfolojik yöntemde, daha belirleyici unsurlar içerdiğinden, çoğunlukla kafatası ve pelvisten (kalça kemiği) yararlanılır.

Eğer morfolojik tespit mümkün değilse metrik yönteme veya DNA analizine başvurulur.

Sıra geldi yaş tahminine:

 

Kalıntılardan cinsiyetini tahmin ettiğimiz birey kaç yaşlarında olabilir?

 

Öncelikle bebek/çocuk, genç ve erişkin olarak bir gruplama yapılır.

Çünkü bu aşamada her bir grup için ayrı yöntemler kullanılır.

Çocuklarda dişlere bakılır. 

Bu mümkün değilse uzun kemiklerin gövde uzunluklarına -epifiz- ve kaynaşmadurumuna bakılır.

Gençlerde epifiz plakta kaynaşmaya bakılır.

Diş bulunursa 3. moların gelişimine bakılır.

Erişkinlerde pelviste bulunan pubic symphisisin yüzeyine ve kenar değişimlerine bakılır.

Ayrıca kafatasında suturların kaynaşmasına, kaburgaların sternumla (göğüs kemiği) birleşme noktalarına, uzun kemiklerde spongioz (süngerimsi) dokuya, diş aşınmalarına ve pelviste auricula yüzeyine de bakılabilir.

Kimliklendirmede diğer bir soruda sıra:

 

Kişinin boyu ne uzunlukta?

 

Burada en çok matematiksel yöntem kullanılır. Uzun kemiklerden ölçüm yapılır. Bu yöntemin dışında anatomik, somatometrik ve eksik uzun kemiklerden yararlanılan yöntemler bulunmaktadır.

Kişinin ırk tahmini de yapmak gerekir. Bu konuya fazla değinmeyeceğim. Çünkü günümüz toplumlarında iskelet kalıntılarından ırksal ayrım yapmak çok net sonuçlar vermeyebilir.

Peki kalıntılarda patolojik bulgular var mı?

Bulunan iskelet parçaları üzerinde –varsa- tespit edilen patolojik bulguların şekli ve özellikleri tanımlanmalıdır.

Kalıntıları kaldırıldıktan sonra alan yeteri kadar incelendi mi?

Daha küçük kemik parçaları veya kişiyle/olayla ilgili bilgi sahibi olmamıza yarayacak bir takım bulgular elde edilebilir.

Son olarak:

Elde edilen iskelet kalıntılarının kayıt işlemleri yapıldı mı?

Bu başlı başına bir konudur.

Olay yerinde bulunan tüm veriler kayıt altına alınmalı ve doğru şekilde etiketlenerek usulünce kuruma gönderilmelidir.

Aslında her bir soru kendi içinde birer ders konusu niteliğindedir.

Bir giris yazisi oldugunu dusunerek, oldukça kısa ve açık tutmaya çalıştım. Sonraki yazilarimda her bir konuyu derinlemesine tartisacagim.

Sizlerin de yorum ve yonlendirmeleriyle degerli bir Turkce kaynak olusturmak, gerek ogrenciler ve akademisyen ya da uzman antropologlar ve gerekse konuya yalnizca ilgi duyan insanlar icin faydali olacaktir.